Toplantılar Çoğalıyor, Kararlar Azalıyor
- Burak Öztunalı

- Feb 9
- 2 min read

Şirketlerde son yıllarda tuhaf bir şey oluyor. Toplantılar artıyor, takvimler doluyor, herkes meşgul. Ama alınan karar sayısı aynı hızla artmıyor.
Herkes çok çalışıyor gibi. Ama bir türlü sonuç çıkmıyor. Verimlilik konuşuluyor, hız konuşuluyor, performans konuşuluyor. Ama sorumluluk konuşulmuyor.
Birçok toplantıda aynı sahne tekrar ediyor: Herkes fikrini söylüyor. Herkes ne yapılması gerektiğini anlatıyor. Herkes başkalarına görev veriyor. Sonra toplantı bitiyor. Herkes rahatlıyor. Çünkü yük biraz daha başkasına geçmiş oluyor.
Toplantılar, karar almak için değil, sorumluluğu dağıtmak için kullanılmaya başlanıyor.
“Bence şöyle yapmalıyız.”
“Bunu da bir değerlendirelim.”
“Bir sonraki toplantıda tekrar bakalım.”
Bu cümleler çoğaldıkça, kararlar erteleniyor. Ertelendikçe risk büyüyor. Risk büyüdükçe kimse elini taşın altına sokmak istemiyor. Yanlış kararın altında adının yazmasını istemiyor. Herkes doğru fikrin ortağı olmak istiyor. Bu yüzden kararlar birlikte alınmış gibi gözüküyor, ama sahipleri azalıyor.
Eskiden bir karar alındığında ardında bir isim olurdu. Bugün çoğu kararın sadece bir tutanağı var.
Bir başka sorun da şu: Toplantılarda genelde “ne yapılmalı” konuşuluyor, “bunu kim yapacak ve bedelini kim ödeyecek” konuşulmuyor. Oysa gerçek karar, sadece yön belirlemek değil, sonucuna katlanmayı da kabul etmektir. Yanlış çıkarsa arkasında durmak, zorlanıldığında kaçmamaktır. Eleştiri geldiğinde saklanmamaktır.
Bugün birçok organizasyonda karar almak, kariyer riski olarak görülüyor. O yüzden herkes güvenli alanda kalıyor, toplantı masasında. Toplantı, sorumluluğun sigortası.
“Biz bunu konuştuk.”
“Toplantıda gündeme geldi.”
“Orada mutabık kalındı.”
Ama ortada hâlâ uygulayan yok. Sonra işler aksıyor. Hedefler kaçıyor. Müşteriler rahatsız ya da bekliyor. Ve yine toplantı yapılıyor. Daha uzun. Daha kalabalık. Daha verimsiz.
Gerçek verimlilik, toplantı sayısını artırmak değil, karar cesaretini artırmakta. Şirketler toplantıyla değil, kararla büyür. Ve karar, tek başına kalmayı göze alabilen insanların işidir.
Biz bu toplantılar sayesinde gerçekten daha mı koordineliyiz, yoksa sadece daha mı temkinliyiz? Çünkü temkin, bir noktadan sonra ilerlemeyi değil, yerinde saymayı üretir. Ve şirketler, yerinde sayarken geride kaldıklarını fark etmez.




Comments