Yeni Dönem Bize Kaba Olma Hakkı mı Veriyor?
- Burak Öztunalı

- Feb 3
- 2 min read

Birbirimizle hiç olmadığı kadar çok iletişim hâlindeyiz. Toplantılar online, mesajlar anlık, erişim neredeyse sınırsız. Ama garip bir şekilde, kimse kimseye gerçekten ulaşamıyor.
Son bir yılda bana anlatılan profesyonel gerilimlerin yarısından fazlası tek bir yerden çıkıyor: cevaplanmayan mesajlar.
Bir online toplantıda kameranın kapalı olması artık normal. Özensiz bir görünümle toplantıya girmek de. Mesajın okunup cevaplanmaması ise neredeyse sıradan bir durum.
Kimse bunları “kabalık” olarak tanımlamıyor. Ama çoğu insan içten içe rahatsız oluyor.
Eskiden böyle değildi.
Toplantıya geç kalmak ayıp, göz teması kurmamak saygısızlık, cevap almamak “yok sayılmak” tı.
Davranışların hepsi yeni iletişim biçimlerinin doğal sonucu. Sanki araçlar değişince, davranışların da değişmesi kaçınılmazmış gibi.
Oysa mesele araç değil. Mesele sınır.
Online toplantıda kamerayı kapatmak bazen bir ihtiyaç olabilir. Ama bunu sürekli yapmak, karşı tarafa “ben burada yarımım” demek. Toplantıda var gibi görünüp aslında başka işlerle meşgul olmak, eskiden kalabalık masada gazete okumakla aynı şey.
Kısa mesajlaşmada “okundu” ama cevap yok durumu da benzer. Yoğun olabiliriz, cevap veremeyebiliriz. Ama hiçbir açıklama yapmadan sessiz kalmak, profesyonel hayatta belirsizlik yaratır. Belirsizlik ise güveni kemirir.
Bir de gittikçe sıklaşan yenileri de geliyor:
– Toplantıya son anda davet eklemek
– Gündemi olmayan görüşmeler
– “Müsaitsen bir şey soracağım” deyip saatlerce ortadan kaybolmak
– Mail atmak yerine WhatsApp’tan iş konuşmak
– Mesai dışı yazıp, anında cevap beklemek (mesai yazarken düşündüm, böyle bir şey kaldı mı bilmiyorum)
Bunların hiçbiri tek başına büyük kabalıklar değil. Ama hepsi bir araya geldiğinde ortak bir şey söylüyor: Karşı tarafın zamanına ve dikkatine eskisi kadar özen göstermiyoruz.
Yeni iletişim yöntemleri nezaketi gereksiz bir lüks gibi görmemize sebep oldu.
Oysa profesyonellik, teknolojiyle birlikte evrim geçirir ama özünü kaybetmez. İletişimin şekli değişebilir; sorumluluğu değişmez.
Birine cevap vermiyorsak, toplantıya yarım katılıyorsak bizim sorumluluğumuz. Her an ulaşılabilir olmak zorunda değiliz ama ulaşılamadığımızı netleştirmek zorundayız.
Kimse kaba olmak istemiyor ama herkes kaba davranıyor. Ve bugün iş hayatında yaşanan pek çok gerilim, kötü niyetten değil, normalleştirilmiş bu küçük kabalıklardan doğuyor.
Belki de yeniden sormamız gereken soru şu: Biz artık gerçekten daha mı yoğunuz, yoksa sadece daha mı dikkatsiz olduk?




Comments